KARABASAN / Gün Gencer
Sırtımı vermişim Arabistan çöllerine
içi boş, kof bir kara kutuya
kesik ellere, kollara, millenmiş gözlerine insanların
benim insanlarım onlar da,
kara kutular gibiyse de kafaları
kardeşlerim
herkes gibi
Bakmıyorum
arkamsıra
kan sızıyor kumlardan
arapça dualara bulanmış
kutsanmış tırpan biçiyor aydınlığı
bir yandan da kör testere
ağdalı, sıcak çöl serabından cisimleşerek
Hira’dan bir heyula, bir pala, bir mantra
üşüşüyorlar başıma
havayı tüketmişler
soluğum kesik
ezelî örümcek ağı çepeçevre
Sevr dağındaki mağaradan
güçlü ve yapışkan
önümde ahtapotun kolları
ağzımda, sağımda, solumda
uzadıkça uzuyor
kalın ve doymaz
vantuzların hedefi beynim
ah beynim!
beynim benim
kutsanmış uranyum
sallanıyor tepemde
sırat köprüsünden ince kılın ucunda
saklanacak yer yok
gözkapaklarım kesik
görmemek elde değil
ellerim…
nerde ellerim benim?
Temmuz 2012