UMUT KALDI MI, NEREDE? / Haluk Tekeli

| September 13, 2015

HalukTekeli2Yaşadıklarımızı basitleştirelim. 400 vekil istedi.Onu Başkan yaptırmadık. Kimyasını bozduk, insan içine çıkamadı elinden Deniz Baykal tuttu. Meclis açılsın diye beklerken, boşta kalan diğer elini tutan Devlet Bahçeli oldu, meclis başkanlığını teslim etti.

Bundan sonrası onun için kolaydı. Önce CHP’yi sonra bütün toplumu oyaladı, “tekrar seçim” dedi. Başardı da. Ama yetmedi, çünkü hala istediği oy oranını yakalayamadı. Kolay gitmeyeceği belliydi, gözünü ne kadar kararttığı belirsizdi.

Suruç, Varto, Silvan, Şırnak sırası ile oy alınamayan yerlerde büyük bir kuşatma yapıldı. Israr ve inatla Kürt halkı şiddetin, çatışmanın içine çekildi. Müsamere ötesi kıymeti olmayan öz yönetim açıklamalarını gerekçe göstererek şiddetin dozunu yükseltti. Rize’de doğrudan rejim değişikliğini ilan etti.

Şiddet ve ölümler olağanlaştı. Yine düşünülen olmadı, beklenti halkın birbirine düşürülmesi olsa gerekti. Cizre’de 35 günlük bebek öldürüldü. Bodrum’da kıyıya vuran Aylan kadar kıymet verilmediğini gördü. Cizre ve Kürt olunca nasır tutmuş yürekler üzerine bir kabuk daha bağladı. Çocuklar öldürüldü. Muhammet bebeğin ailesi kuşatma altındaki Cizre’ye ambulans ve cenaze arabası gelmeyince derin dondurucuya koydu can’ını. “Çözüm sürecini buzdolabına kaldırdık ” ne demekmiş anladık hep birlikte. Büyük bir çoğunluk yüreğini dondurmuş aynı dolaba koymuş onu da anladık.

Bulunduğumuz her yerde Barış ve ateşkes istedik, yazdık, yürüdük, şarkılar dillendirdik. Olmadı, beceremedik. Ne kuşatmaları aşabildik, ne de elleri tetikten çektirebildik. Belki biz savaş dursun, siyaset konuşsun diyenler başaramadık ama bir iç savaş isteyenler de henüz başaramadı. Kürt halkı kendisine uzatılan eli gördü.

PKK tek yanlı ateşkes yapsın, devlet operasyon yapmasın, masaya oturun dedik, silahı elinde tutanlar yanaşmadı. Dağlıca oldu. Zorunlu askerlik yapan memleketin, yoksul halkın çocukları bu planların kurbanı oldu. PKK nedeni ne olursa olsun bu ateşe benzin döktü, siyasal alanı daralttı, şiddeti kutsadı. O gencecik bedenler açıkta kaldı. Yine Kürt halkı araya girdi ve bulundukları yerden aldı, derin dondurucuya ya da kurda kuşa yem etmedi.

İnsanlık ve insanlık dışı her şey iç içe. Umut Kaf dağının ardında. Sürekli Barış ve ateşkes isteyen HDP binalarına saldırılar başladı. Mevsimlik Kürt işçiler dövülüyor, barınakları yakılıyor. Cizre’de hala sokağa çıkma yasağı var. Girişlere izin verilmiyor. Bütün bunlar yaşadığımız bunca zulüm hırsızlık, yolsuzluk düzeni devam etsin ve mutlak iktidar için. Hiç bir büyük bayrak, hamaset bunu örtemeyecek.

Bunları yaşamamız için bir neden yoktu, iktidar hırsı dışında. Şimdi bu hırsın küçük kardeşleri çıkıyor sokaklara. Linç ve intikam histerisi ile. Bu dalga geçecek, ama halklar arasındaki kardeşlik duygusunu tahrip ederek geçecek. Bu saray kavgasının bütün piyonları cepheye sürülmüşse benziyor. Bir şey yazarken, sokağa çıkarken, sohbet ederken geleceğimizi ve çocuklarımızı düşünelim. Bir insan canından öte kutsal hiç bir şey yoktur. Öldürmek için değil, yaşatmak ve insanca yaşamak için konuşmaya eylemeye devam edeceğiz. Umut barış ve şiddetsiz bir dünyada ısrar etmekte.Bunun için yılgınlığa kapılmadan Cizre ve Dağlıca’da insan kalmaya çalışan kardeşlerimizle el el direnmekte.

Category: Deneme, Köşe Yazıları, Toplum, Yazın

Comments are closed.