Yazın
Görünürde ‘arkadaşları’ olmayanlar / Aslı’nın Arkadaşları / Pınar Öğünç

Görünürde ‘arkadaşları’ olmayanlar / Aslı’nın Arkadaşları / Pınar Öğünç Tek bir kişinin “arkadaşı” olunamayacak zamanlar. Ülke buna izin vermiyor. “Arkadaşlık” da bunu gerektiriyor zaten. Havada uçuşan kelimeleri saymak için icat edilmiş bir aygıt olsaydı, 15 Temmuz’dan beri en çok kullanılanlardan biri “demokrasi” olabilirdi mesela. Caddelerin, meydanların, köprülerin, parkların, okulların ismi değişiyor, içinden “demokrasi” geçen tabelalar […]
Aslı’ya kartpostal atmayacağım / Aslı’nın Arkadaşları / Neslihan Önderoğlu

İnsan olarak bir zaafımız var. Acı veren bir olay karşısında infiale kapılıp analitik düşünme gücümüzü yitiriyor, olayın duygusal yönüne saplanıp kalıyoruz. Aslı tutuklandığından beri sosyal medyada yazılıp paylaşılanları izlediğimde yine bunu görüyorum. Doğrudur, Aslı fazlasıyla kırılgan ve hassas bir insan. Evet, Aslı’nın bir takım sağlık sorunları var, evet Aslı’yı altı gün çişli yatakta yatırdılar, evet […]
İtirazın İki Şartı / Nevzat Çelik

çok olmadığımız kesin çok olan tarafta değiliz çok olan tarafta olmayacağız türkiye’de kürt olacağız kürtlerde ermeni ermenilerde süryani gidip almanya’da türk olacağız hollanda’da surinamlı fransa’da cezayirli iran’da azeri amerika’da zifiri zenci olacağız çoğalan zencide mutlaka kızılderili israil’de filistinli köpeğin karşısında kedi kedinin karşısında kuş olacağız kuşun karşısında börtü böcek hakemler hep karşı takımı tutacak ve […]
Gurbete / Yaşar Miraç

gurbete kaçacağım o lâcivert ülkeye o üzünç denizine uzayan iskeleye ansızın sormaksızın neler kalır geriye gurbete kaçacağım o kimsesiz ülkeye o geri dönülmeze bağlanan ilk köprüye umarsız durmaksızın acılar tüketmeye gurbete kaçacağım o duvaksız tepeye o yolunda gözyaşı çeşmesi kuru köye kopup yalnızlığımdan kopup sonsuzluğumdan gurbete kaçacağım gurbete tükenmeye
Sabahattin Ali’s magical tale of Turkish love and loss in Berlin / Malcolm Forbes

Sabahattin Ali led a short but eventful life. Regarded by many as the father of modernist Turkish literature, Ali was also a teacher, translator and journalist. His left-leaning newspaper, Marco Pasa, became a target of government censorship in the 1940s due to its satirical editorials. Ali also sailed too close to the wind and was […]
8:10 Vapuru / Cemal Süreya

Sesinde ne var biliyor musun Bir bahçenin ortası var Mavi ipek kış çiçeği Sigara içmek için Üst kata çıkıyorsun Sesinde ne var biliyor musun Uykusuz Türkçe var İşinden memnun değilsin Bu kenti sevmiyorsun Bir adam gazetesini katlar Sesinde ne var biliyor musun Eski öpüşler var Banyonun buzlu camı Birkaç gün görünmedin Okul şarkıları var Sesinde ne var […]
AŞKLA SANA * / Arkadaş Zekai ÖZGER

alnını dağ ateşiyle ısıtan yüzünü kanla yıkayan dostum senin uyurken dudağında gülümseyen bordo gül benim kalbimi harmanlayan isyan olsun şimdi dingin gövdende uğultuyla büyüyen sessizlik birgün benim elimde patlamaya sabırsız mavzer olsun başını omzuma yasla göğsümde taşıyayım seni gövdem gövdene can olsun söyle bana ey ölümün açıklayıcı pervanesi hangi yavru tek başına yiğittir hangi yangın […]
HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM / Ahmed Arif

Seni, anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana. Ard- arda kaç zemheri, Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu. Dışarda gürül- gürül akan bir dünya… Bir ben uyumadım, Kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim. Saçlarına kan gülleri takayım, Bir o yana Bir bu yana… Seni bağırabilsem seni, Dipsiz kuyulara, Akan […]
Elli Kuruş / Orhan Kemal

İster lapa lapa kar, ister şarıl şarıl yağmur yağsın, isterse de bütün gecenin ayazından karlar dona kesmiş olsun, sabahın beş buçuğunda karanlıkları ürperten sesiyle sokağa girerdi: “Gazete, havadiis!” Sabahın dördünde yazı makinemin başına geçtiğim için, bu ses, bu kara, yağmura, ayaza kafa tutan bu canlı, bu pırıl pırıl ses beni yazı makinemin başında bulurdu. Gazete […]
SANAT ANLAYIŞIM / Orhan Kemal

NASIL YAZIYORUM? Gerçekten de, okurlar meraklıdırlar. Haksız da sayılmazlar. Ben, masa başından çok, fazlaca gezer dolaşırım. Yani iş, masa başına geçip yazmaya kaldığı zaman, mesele çoktan hallolmuştur. Gezer dolaşırım. Gezip dolaşırken kafam boyuna çalışır. Ya, yıllarca önce beni şiddetle ilgilendirmiş bir konuyu düşünmekteyimdir, ya da hemen o gün kafama bir şey takılmıştır. Ama daha çok, […]